Kaybolduk kendi yalnızlığımızda. Unuttuk bir tene sarılmanın
sıcaklığını.Bahanelerimiz oldu kendimizce; kimseye güvenemiyorum, kimseyi
hissedemiyorum… Yalancı sarılmalarımız oldu bu yüzden. Ama için için her
defasında daha sıkı sarılmak istedik, daha sıkı… Sonra korkup vazgeçtik,
incitmekten incilmekten. Vazgeçtikçe kaybolduk, kayboldukça yalnızlaştık.Sıcak
bir sarılmanın tadını sözlerde şiirlerde ve şarkılarda aradık. Oysa bazı
şeylerin çaresi yoktu bu dünyada. Dermanı bilinen ama dermanımızın olmadığı bir
dertti bizimkisi. Suçlular aradık kendimizce, kendimizin suçlu olduğunu bile
bile. Yalnızlık maharetmiş gibi güzelmiş gibi anlattık çevremize.Bir tek
kendimize anlatamadık bir tek kendimize… Zaman geçti ayaklar bile güvenmez oldu
sarıp sarmalayan , onu koruyan ayakkabıya..anlamlı anlamsız her şey sorgulanır
oldu. Bazen de en yakın omzuna bile git diyesin gel ama sustur şu içine en
iyisi sarıl.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder